Yasin Yağcı - Rotterdam
Hollanda’nın gelişmesinde sömürgeciliğin önemli bir rolünün bulunduğunu belirten, Utrecht Üniversitesinden emekli Prof. Dr. Karel Steenbrink, 1800 ile 1950 yılları arasında bu ülke ekonomisinin yüzde 15’inin Endonezya’dan gelen kaynaklara dayandığını söyledi. Diyalog Akademisi’nde ‘Hollanda ve Müslümanları: Koloni döneminden dersler’ konulu bir seminer veren Prof. Steenbrink, sömürge dönemi ile bugünün karşılaştırmasını yaparken ilgi çekici tespitlerde bulundu.
Başta demiryolları ve kanallar olmak üzere Hollanda’nın alt yapı tesislerinin oluşumunda Endonezya’dan gelenlerin yaptığı katkının da yadsınamaz olduğunu dile getiren Prof. Steenbrink: “Sömürülen bu insanların katkısı ve parası olmasaydı bunların inşa edilmesi mümkün değildi. Tıpkı yakın dönemde Hollanda’ya göç edenler gibi. 1960’larda ülkemize çalışmak amacıyla gelen Türkler ve Faslılar da kalkınmamıza önemli katkılar yaptı.” değerlendirmesinde bulundu. Sömürülmenin genelde sömürge haline getirilen ülkelerin ileri gelenleri veya yöneticileriyle anlaşarak ve onların desteğiyle yapıldığını söyleyen Prof. Steenbrink, sömürgeciliğin köklü düşmanlıklar oluşturduğunu da dile getirdi.
Koloni döneminin sadece ekonomik olarak algılanmaması gerektiğine de işaret eden Steenbrink, sömürgeciliğin aynı zamanda dini bir yanının bulunduğuna da değindi. Yerli halkların birçok temel ihtiyaçlarının o dönemlerde karşılanmadığını ve bu durumun da onların hayatlarını zorlaştırdığını kaydeden Steenbrink, bu zorluğun dini alanda da hissedildiğini belirterek şöyle konuştu: “Mesela Endonezya’da siyasi İslam ortamının oluşamaması da bu yüzdendir.”
Hollanda’da bugün tartışılan Müslümanlar merkezli sorunların benzerlerinin, geçmiş dönemlerde de yaşandığını ileri süren Prof. Steenbrink, günümüzde olduğu gibi sömürge dönemlerinde de İslam’a karşı olanlar ile taraf olanların bulunduğunu ve tartışmaların da bu iki kesim arasında yaşandığına işaret etti.
Diğer ülkelere kıyasla Hollanda’nın, sömürge altına aldığı yerlerde Müslümanlara daha müsamahalı yaklaştığını da belirten Prof. Dr. Karel Steenbrink, mesela Hollanda’da din ve devlet işleri ayrı olduğu halde Endonezya’da bunun dışına çıkılarak hukuk alanında İslam’a ait unsurlara yer verildiğini söyledi. Sömürgeciliğin belirli bir dönemden sonra sosyal anlamda yenilikçi bir role büründüğünü de hatırlatan Prof. Dr. Karel Steenbrink, bu duruma örnek olarak ise şunu verdi: “Eğitim müfettişleri İslami okulların açılması gerektiğini dile getirdiler bir ara. Ama ilgili bakanlık bütçe olmadığı için bunun mümkün olmadığını söyledi. Oysa daha sonra Hıristiyanlara bu anlamda finansal destek yapılınca bu kanal Müslümanlara için de açılmış oldu.”
Prof. Dr. Karel Steenbrink programın son kısmında ise dinleyicilerden gelen sorulara cevap verdi. Rotterdam Kosmopolis’ten Vinod Bhagwandin’in yönettiği soru cevap bölümünde, Hollanda kültürünün şekillenmesinde Müslümanların yaptığı katkı ve etkinin görmezden gelindiği yönündeki bir soruya cevap veren Steenbrink, “Geçmişte Hollanda kültürü denilince sadece Hıristiyanlık dile getiriliyordu ama daha sonra bunun yanına Yahudilik de geldi. Belki ileride Müslümanlık da bunlara dahil olur. Eskiden kültürler ve inançlar arasında keskin ayrımlar vardı, ama şimdi bu azaldı. Herkes kendi kültür ve inancını yaşamak istiyor. Böyle de olmalı. Herkesi aynileştirmenin bir anlamı yok. Mesela Türk restoranının Çin yemeği, Çin restoranın ise Türk yemeği yapmasına gerek yok. Herkes kendi kültürünü yaşasa, bu topluma bir zenginlik katar.” diye konuştu.
Davetliler arasında yer alan senatör Anja Meulenbelt de İnternetteki günlüğünde, (http://anjameulenbelt.sp.nl/weblog/) programdan övgüyle bahseden bir yazı yayınladı.
Diyalog Akademisi, farklı kültürler arasındaki diyalog, anlayış ve saygıyı artırma maksadıyla faaliyetler yapıyor. Diyalog Akademisi; Time Medya Grubu ve Erasmus Üniversitesi ile birlikte 22 Nisan’da, “Uyan Hollanda” başlıklı bir konferans düzenleyecek. Rotterdam Erasmus Üniversitesi’nde gerçekleşecek olan konferansta, yüksek eğitimli gençlerin Hollanda’yı terk ederek ülkelerine geri dönmeleri sorunu ele alınacak. Diyalog Akademisi ayrıca mayıs ayında, yaklaşık 30 kişilik bir akademisyenler grubu ile, İstanbul’da eğitim çalışmaları ve kültürel ziyaretler yapacak.