Adalet ve Kalkınma Partisi’ne yönelik açılan kapatma davasına bir tepki de Hollandalı tarihçi Alexander de Groot'tan geldi.
Basri Doğan - Lahey
Leiden Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Alexander de Groot, “AK Parti’nin başına gelenler de bir gün geçer. Türkiye’de yaşanılan bu durum bir büyüme buhrancığı. Halkın çoğunluğunun kabul ettiği partiyi kapatmak olacak şey değil. Bir hakimin, bir devleti yöneten bir parti ve onun liderini altüst ettiği görülmüş değildir. Bence başsavcının yaptığı anayasaya göre olamaz. Bunu ben bir tarihçi olarak kesinlikle tasavvur etmem. Avrupalı ve Hollandalı Türkiye uzmanı dostlarım da bunu kabul etmiyorlar.” dedi.
Türkiye’de safların yer değiştirdiğini söyleyen De Groot, “Atatürkçü görünenler kökten dinci oldular. Hakikaten bunlar gerçek Atatürkçü değil. Atatürk onların iddia ettikleri gibi değildi. Atatürk çok zeki idi, dini konularda da çok hassastı. Özellikle başörtüsü konusunda bir karar almadı, alamazdı ve aldırmazdı. Atatürk yaşasaydı bugün bunlar olmazdı. AK Parti’nin Avrupa ile bütünleşmesi için iktidarda kalması lazım. Kapatılması olacak şey değil. Anayasa Mahkemesinden dönmez ise en iyi çözüm AK Parti’nin yeni bir isim ile yoluna devam etmesidir. Hukukçu değilim, fakat mutlaka bir çıkış yolu olacak. AK Parti yoluna devam edecek. Bir siyasi parti kapatılamaz.” diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın üç günlük Hollanda temaslarını yakından izleme fırsatı bulduğunu söyleyen De Groot, “Sayın Babacan o kadar fevkalade konuştu ki beni çok etkiledi. Daha önceki dönemlerde Türkiye’den gelen ünlüler, yüksek rütbeliler ve bakanlar konuşur, konuşur bir mesaj vermeden çekip giderlerdi. Bugün ise farklı ve kaliteli bir bakan geliyor ve kısa ve samimi bir konuşma yapıyor. Özellikle takip ettiğim Hollanda’daki toplantılarda az ve öz konuştu. Kendisine sorulan sorulara, yarım saatlik süre zarfında o kadar mükemmel cevaplar verdi ki tüm salon onu ayakta alkışladı. Babacan Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinde fevkalade önemli rol oynuyor ve oynayacak. İdeal bir temsilci. Ben bu şahısta şunu gördüm. Avrupa ile Türkiye’nin ortak bir istikbali var. Sanayicilere yaptığı konuşmasında tarihi süreci de sayın Babacan çok iyi özetledi ve “Sayın Avrupalılar, siz de bize karşı gelişmeler gerçekleştirmelisiniz” dedi. Bu fevkalade bir sözdü. Bu benim ve benim çevremdekilerin çok hoşuna gitti. Türkiye, böyle bakanları Hollanda’ya ve Avrupa’nın değişik ülkelerine sık sık göndersin. Bu konuşmaların ardından çok iyi sonuçlar çıkabilir. Bence Türkiye’nin Avrupa Birliğine kesinlikle üye olması lazım.” dedi.